• ALTIN (TL/GR)
    469,93
    % 0,59
  • ÇEYREK ALTIN
    753,00
    % 0,26
  • %
  • %
  • %
  • %
  • %
  • BIST 100
    1.397,82
    % -0,26

YORUM: Ödemeler dengesi TL değer kaybetmeye mahkum diyor

YORUM: Ödemeler dengesi TL değer kaybetmeye mahkum diyor

Pazartesi günü açıklanan corona-öncesi ekonomik verilerden öğrenilecek bir şeyler hala var, fakat gün boyunca niye TL’nin değer kaybettiğini anlamak için…

YORUM: Ödemeler dengesi TL değer kaybetmeye mahkum diyor

Pazartesi günü açıklanan corona-öncesi ekonomik verilerden öğrenilecek bir şeyler hala var, fakat gün boyunca niye TL’nin değer kaybettiğini anlamak için çaba sarfedince henüz onları detayları ile tetkik edemedim. TL’nin değer kaybının psikolojik nedeni malum:  Önce İbrahim Kalın, ardından Başkanımız Erdoğan Türkiye’nin IMF’yle işi olmayacağını söyledi. BDDK ve SPK banka ve finansal kurumların yurtdışı swap limitlerini iyice kısarak TL’nin değer kaybını engellediler, ama ben TSİ 21:00’de bu yorumu yazarken, dolar/TL 6.79-6.80 bandında göbek atıyordu.

TL’nin değer kaybının temel nedenlerini  yine Pazartesi açıklanan ödemeler dengesi verileri ve Türkiye’nin Nisan-Haziran döneminde dış finansman ihtiyacını hesaplayarak bulmak mümkün. Manzara hiç de  hoş değil.

İlkin ticaret tarafından başlayalım. Önümüzdeki 3 ayda petrol fiyatlarındaki gerilemeye rağmen, dış ticaret açığı üreteceğiz. Çünkü ithalat talebi esnekliği az. Tüketim malları ithalatı geçen sene az-çok bitmişti. İthalat artık zaruri maddelere yöneldi. Eğer 2-3 hafta toptan sokağa çıkma yasağı ilan edilip, ekonominin çarkları durmayacaksa, ithalat bu düzeylerde devam edecek. Öte yanda, ihracat hızla daralacak, çünkü İran, Arap Ülkeleri, Rusya ve AB’de çok sert ve muhtemelen bu sene telafi edilemeyecek bir iç talep daralması gözlüyoruz.

YORUM: Ödemeler dengesi TL değer kaybetmeye mahkum diyor

Brent petrol fiyatının düşmesi bizim ithalat faturasını $15-20 milyar eksiltebilir, ama hatırlayalım, geçene sen turizmden net $26 milyar hasılat elde etmiştik. Yani, iki kalem birbirini sıfırlıyor. Bizde salgın yazın bitecek, ama  global turizmin uzun süre kendine gelmeyeceği kanaatindeyim.

İkinci olarak, Nisan-Haziran döneminde özel sektörün $18 milyar dış borç ödemesi var. Bunun tamamını yeniden borçlanacaklar mı?  Bakalım yeniden borçlanma oranlarına:

İş Bankası Ekonomik Araştırmalar raporundan alıntı yapıyorum:

Şubat ayında bankaların kısa ve uzun vadeli borçlarının azaldığı görülürken, diğer sektörlerin uzun vadeli borçlarındaki düşüşe karşın kısa vadeli borçlarının 21 milyon USD ile sınırlı arttığı izlendi. Ancak, bu dönemde bankalar gibi diğer sektörler de net kredi ödeyicisi oldu. 12 aylık kümülatif verilere göre Şubat ayı itibarıyla uzun vadeli borç çevirme oranı bankacılık sektöründe %73, diğer sektörlerde %90 oldu.

Banka dışı sektörlerin dış borç itfası düşük, yük bankaların sırtında, onların Nisan-Haziran’da net $6-7  milyar dış borç ödemesi yapacağı görülüyor bu verilerden.

Yabancı doğrudan sermaye girişi ise nerdeyse sıfırlanmış:  Doğrudan yatırımlarda, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 129 milyon dolar azalışla 309 milyon dolar net giriş kaydedildi. Şubat ayında net hata ve noksanda 1,1 milyon dolar net giriş görülürken; resmi rezervler 3 milyar dolar arttı.  (Gedik Yatırım raporu)

Resmi rezervleri artıran her zamanki gibi net hata noksan ve Hazine’nin $4 milyar Euro-tahvil ihracı. Ama bu saatten sonra borçlanması çok pahalı. Gün boyunca okudum, bizim gibi “junk” kredi notuna sahip şirketlerin borçlanma maliyetleri %9-9.5 arasında. Hazine de %8.5’dan az ödemeyecek.   Eğer IMF’yle anlaşma yapılsaydı, bu maliyet nerdeyse yarı yarıya düşecek, zaten ihtiyaç da kalmayacaktı.

Yine IMF’yle anlaşmayı kesin bir dille yalanlamak ve swap pazarını kapatmak gibi Türkiye’de serbest piyasa rejimine gölge düşürecek adımlar sonrasında, finansal sermaye de hızla kaçacak. Sene başından bu yana yabancı fonlar $7 milyar hisse ve bono-tahvil sattılar. Ama piyasalarımızda hala yabancı para var.  İlkin, swapların bir kısmı aslında bu fonların TL pozisyonları. Bu konuda güvendiğim bir ekonomistten edindiğim veri, son veri haftasında $4 milyar carry trade yatırımının bavulunu toplayıp tüymüş olması. İçerde daha ne kadar paraları var bilmiyorum. Ama spot piyasalarda yabancı pozisyonlarının değerini haftalık kredi-mevduat verilerinden okuyabiliriz. Geçen Perşembe piyasa değeri itibarıyla TL78 milyar civarındaydı yekünü. Bu meblağ da artık yavaş yavaş kaçacak.

Peki, bireyseller bankalardan dövizini çekiyor mu?  Evet, kaba hesaplar yaptık, belki $10 milyar civarında bir döviz sistemden çıkıp yastık altına kaymış. Ya da ihtiyaç için harcandı, bilemem. Ama bildiğim şu ki, mevduatın %50’ne sahip zenginler bu maçın skorunu tahmin ettiler. TCMB rezervlerinin fuzuli müdahalelerle eridiği her hafta, bankalardan daha fazla döviz çekilişi yaşanabilir.

Çok uzun okumaya vakti olmayanlar için:  Döviz çıkışı çok, girişi az. Arz-talep dengesi döviz fiyatının yükselmesini emreder.

FÖŞ

Dolar kıtlığı ve Türkiye’nin “swap kredisi” arayışı

Dr Yalçınkaya:  Yabancı kaçıyor, TCMB rezervleri düşüyor

Cari Açık Şubat’ta 1,2 milyar dolar oldu

BDDK bankaların swap işlemlerini sınırladı