• ALTIN (TL/GR)
    464,96
    % -0,03
  • ÇEYREK ALTIN
    756,50
    % -0,17
  • AMERIKAN DOLARI
    7,9862
    % -0,27
  • € EURO
    9,5092
    % -0,21
  • £ POUND
    10,6707
    % -0,34
  • ¥ YUAN
    1,2140
    % 0,08
  • РУБ RUBLE
    0,1053
    % -0,84
  • BIST 100
    1.325,47
    % 0,34

Gelişmekte olan piyasalarda miktarsal genişleme riskleri artırıyor

Gelişmekte olan piyasalarda miktarsal genişleme riskleri artırıyor

Pandemi birçok merkez bankasını miktarsal genişlemeyi (QE) ilk kez denemeye zorluyor. Ancak farklı bir tehditle uğraşmak zorundalar: o da sermaye…

Gelişmekte olan piyasalarda miktarsal genişleme riskleri artırıyor

Pandemi birçok merkez bankasını miktarsal genişlemeyi (QE) ilk kez denemeye zorluyor. Ancak farklı bir tehditle uğraşmak zorundalar: o da sermaye kaçışı.

Koronavirüsle savaşmak için, Kolombiya’dan Endonezya’ya gelişmekte olan ekonomiler 2008’den beri zengin dünyada tanıdık bir reçeteyi uygulamaya başladı: merkez bankaları hükümet borcunu satın alıyor.

Bloomberg Intelligence araştırmasına göre, Şubat ayından bu yana gelişmekte olan 13 merkez bankası tahvil satın almaya ya başladı ya da bunu yapmayı düşündüklerini söyledi. Bu, para birimlerinin kırılgan ve sermayenin kaçma geçmişine sahip olan söz konusu ülkelerde ekstra risk katmanı taşıyan bir politika.

Merkez bankaları çalkantılı finansal piyasaları dengelemeye çalışırken, eylemleri aynı zamanda da, insanları ve işletmeleri pandeminin serpintisinden korumak için her yerde artan mali açıklara destek sağlıyor. Bank Indonesia gibi bazıları, doğrudan devlet borcu satın alırken, çoğu gelişmiş ekonomi akranlarından bir adım daha da ileri gidiyor.

Genellikle kısa vadeli yabancı sermayeye dayanan gelişmekte olan piyasalar için tehlike, sistemi yeni basılan nakitle doldururken enflasyonu da canlandırıp o çok ihtiyaç duydukları yabancı sermayeyi kaçırabilecek olmaları.

Zaten bu yıl gelişmekte olan ekonomiler, Brezilya ve Meksika para birimlerinde %20’den fazla düşüşe yol açacak ve 2008 küresel mali krizini de aşan sermaye çıkışları gördü. Bu tür kayıplar, hükümetlerin ve işletmelerin dolar olarak sabit borçlarını ödemelerini zorlaştırmakta.

Kısacası, risk, bu ülkelerin halihazırda içinde bulundukları ekonomik krizi kontrol altına almaya çalışırken bir de finansal kriz yaratmaları.

Maybank Kim Eng Research Pte’nin üst düzey ekonomisti Chua Hak Bin, “Covid vakaları artıp durgunluk derinleştikçe, daha fazla sayıda gelişmekte olan pazarın mali disiplini terk etmesini bekleyebiliriz. Mali açıklarını para basarak kapatmak yabancı para finansmanına bağımlılıkları göz önüne alındığında para birimine keskin bir satış baskısı yaratarak daha derin bir krize yol açabilecektir”dedi.

Kapatma sıkıntıları

Virüsün ekonomik sıkıntıları, nüfusun önemli bir kısmının herhangi bir sosyal güvenlik ağı olmadan yetersiz ücret karşılığında gayri resmi işlerde çalıştığı gelişmekte olan pazarlarda özellikle şiddetli olabilir.

Yardım çabaları kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturuyor ve etrafta dolaşan yeterli miktarda kalkınma yardımı yok. IMF’nin 189 üye ülkesinden 100’ünden fazlası yardım istedi ki bu şimdiye kadar ulaşılan en yüksek rakam. Fon, hızlı tahsis edilen kredi programlarını 100 milyar dolara, yani iki katına çıkardı, ancak gelişmekte olan piyasaların bu miktarın 25 katı daha fazla harcama yapması gerektiğini söylüyor. Fakat gelişmiş ekonomiler bu rakamı artırmaya yanaşmadı. Eski ABD Hazine Bakanı Larry Summers kendi katkılarını “masadaki kırıntı” olarak nitelendirdi.

Kendi kaynakları ile baş başa kalan gelişmekte olan politika yapıcılar, mali ve parasal önlemler arasındaki çizgileri bulanıklaştıran “niceliksel genişleme” olarak bilinen politika versiyonlarını benimsemek de dahil olmak üzere, harcamaları nasıl en üst düzeye çıkaracaklarını anlamaya çalışıyorlar.

Örneğin, Hindistan’da hükümet 800 milyon yoksul insana temel gıda tedarikinin yanı sıra kadınlar, yaşlılar ve çiftçiler için nakit transferleri sağlamaya çalışırken bütçe açığı bu yıl GSYİH’sının % 6’sını aşabilir. Ve açığın para basılarak kapatılması gerekip gerekmediği konusunda tartışmalar sürüyor.

“Son Çare”

Ayrıntılar büyük ölçüde farklılık göstermekle beraber temel tema, tüm dünyada gelişmekte olan piyasalarda politika tartışmasının merkezinde.

Endonezya’da hükümet kısa bir süre önce gayri safi yurtiçi hasılanın %3’ünü oluşturan bütçe açığı tavanından vazgeçti. Geçen hafta merkez bankası, “son çare alıcısı” olacağına dair ilk kez doğrudan devlet tahvili alımını gerçekleştirdi.

Tayland’ın politika yapıcıları, Japonya Merkez Bankası’nın tercih ettiği bir araç olan verim eğrisi kontrolü gibi geleneksel olmayan adımları inceliyorlar. Brezilya’nın milletvekilleri merkez bankasının tahvil alım yetkilerini genişletmek için bir tedbir tartışıyorlar. Şili’de, birkaç eski merkez bankası başkanı, bankanın hazine bonoları almasına izin verecek anayasa değişikliğini destekleyen bir mektup imzaladı.

Türkiye merkez bankası, hükümet virüsün etkilerine karşı koymak için daha fazla para ödünç aldığı için analistler tarafından “Türk miktarsal genişleme” olarak adlandırılan bir süreçte borç alımlarını geçen aydan bu yana hızlandırıyor.

Eski Hindistan Merkez Bankası Başkanı Vali Duvvuri Subbarao gibi açık finansmanı muhalifleri, kredi notlarının çöp değere düşürülmesi ve merkez bankası için kredibilite kaybına karşı uyarıyorlar. Gelişmekte olan bazı pazarlarda Meksika ve Kolombiya da dahil olmak üzere kredi notları zaten inmiş durumda veya Endonezya gibi bir düşüş beklemekte.

Bank of America analistleri geçtiğimiz hafta, artan enflasyon veya sermaye kaçışının merkez bankalarını “politikayı aniden sıkılaştırmaya” zorlayarak ekonomilerine daha fazla darbe indirebileceği konusunda uyardı.

Gelişmiş ekonomiler ve gelişmekte olan ülkelerdeki miktarsal genişleme tipi politikalar arasında bazı önemli farklılıklar vardır. İlkinde, faiz oranları sıfıra düştükten sonra deflasyonu önlemek için ilk olarak önlemler uygulandılar. Ancak ikincisinde, piyasaları istikrara kavuşturmaya daha çok yönelikken, çoğu durumda oranları düşürmek için hala yer var – bu yüzden alışılmadık bu politikanın zamanı gelince geri çekilmesi daha kolay olabilir.

Enflasyon Riskleri

Öte yandan, gelişmiş ülkelerdeki miktarsal genişleme enflasyonda bir yükselme ile sonuçlanmazken, bu durum gelişmekte olan piyasalarda daha büyük bir risktir. Türkiye ve Hindistan gibi ülkelerde halihazırda enflasyon endişeleri var ve hatta  virüs sonrası zayıf tüketici talebi dünyasında bile riskler mevcut.

27 Nisan’da Oxford Economics’ten Carlos de Sousa, “Enflasyon ve orta vadeli finansal istikrara karşı kırılganlıklar konusundaki endişelere göre büyüme ve finansal istikrara yönelik acil faydalar öncelik kazandı. Koronavirüs krizi dünyayı hızla değiştiriyor ve para politikası da bir istisna değil” demişti.