• ALTIN (TL/GR)
    458,32
    % -0,77
  • ÇEYREK ALTIN
    745,80
    % -1,13
  • AMERIKAN DOLARI
    7,8876
    % -0,85
  • € EURO
    9,3921
    % -1,02
  • £ POUND
    10,5424
    % -1,09
  • ¥ YUAN
    1,1988
    % -0,43
  • РУБ RUBLE
    0,1043
    % -1,07
  • BIST 100
    1.336,36
    % 0,82

Bloomberg: Pandemi sonrası merkez bankası bağımsızlığı kalmayabilir

Bloomberg: Pandemi sonrası merkez bankası bağımsızlığı kalmayabilir

Salgın sonrası para politikasının yeni çağı muhtemelen çok farklı olacak. Bunun iyi bir şey olup olmadığıni şimdilik kimse bilmiyor. Koronavirüs…

Bloomberg: Pandemi sonrası merkez bankası bağımsızlığı kalmayabilir

Salgın sonrası para politikasının yeni çağı muhtemelen çok farklı olacak. Bunun iyi bir şey olup olmadığıni şimdilik kimse bilmiyor.

Koronavirüs krizinin, ABD Federal Rezervi ve dünyanın diğer ana merkez bankalarının yıllardır uyguladığı sistemi geçersiz kılması muhtemel. Pandeminin tüm maliyetleri ortaya çıktıkça, bu sistemdeki omurganın – merkez bankacılığının politik olarak tarafsız kalabileceği ve olması gerektiği – değiştirilmesi gerekebilir.

Bu, Covid-19 pandemisinin en dramatik sonucu olmayacak, ama ekonomik anlamda en önemli sonuçlardan biri olabilir.

1970’lerin ve 1980’lerin küresel enflasyon krizi geleneksel ekonomi pratiğine merkez bankası bağımsızlığını damgaladı. Bu yeni kriz ise hükümetler ve merkez bankaları arasında daha yakın bir koordinasyonu gerektirecek. Ancak muhtemelen daha fazlasını dikte edecek. Belki de Fed de dahil olmak üzere merkez bankalarını açıkça siyasi kontrol altına girmek zorunda kalacak.

Merkez bankası bağımsızlığı kavramı yıllarca büyük ölçüde sorgulanmadı. Mantık basitti. Politikacıların kısa vadeli düşündüklerini ve siyasi nedenlerle kararlar aldıklarını varsaydı. Tam veya tama yakın bir istihdamda, genişletici para politikası ekonomiyi kısa bir süre için coşturabilir, ancak bir gecikme ile ardından enflasyona neden olur. Aradaki süre hükümetleri bir sonraki seçimden geçirmek için yeterliyse, politikanın enflasyonist bir yaklaşımı olacaktır. Para politikasını politikadan bağımsız bir merkez bankasının sorumluluğu haline getirerek politikadan uzak tutarsanız, problemden kaçınırsınız.

Hepsi bu değil. Geleneksel görüşe göre, enflasyon ve istihdam arasında kalıcı bir denge yoktur. Daha yüksek enflasyona tolerans göstermek işsizliği azaltmaz fakat muhtemelen büyümeyi azaltır. Bu nedenle düşük enflasyonun sürdürülmesi kazananları kaybedenlerle karşı karşıya getirmez; herkese yardım eder. Para politikası daha sonra büyük ölçüde teknik bir mesele haline gelir ve seçmenlere doğrudan hesap verme sorumluluğu bulunmayan uzmanlara delegasyon için uygundur.

Geriye dönüp baktığımızda, bu düşüncenin ne kadar geniş kabul gördüğü dikkate değer bir şey değil. Bugün ABD’de her politika seçeneği (ve daha pek çok şey) yoğun bir şekilde partizan terimlerle ortaya konuyor ve son üç yıldır Başkan Donald Trump komutasındaki tüm tweetlerle merkez bankası bağımsızlığı ilkesine saldırmakta.  Buna rağmen, Fed büyük ölçüde siyasi karışma tehdidini ortadan kaldırarak işine devam etti. Şüphesiz, en azından 2008’e kadar sonuçların oldukça iyi olmasına yardımcı oldu. Fed, manevra için çok fazla alan satın almıştı.

Bununla birlikte, salgın hastalıktan önce bile, durgunluk ve müteakip yavaş iyileşme bir şeyler değiştirmişti. Sürekli yavaş büyüme beklentisi – “uzun durgunluk” – Fed politikalarının zaten sorgulanmaya başlamasına neden olmuştu. Yüksek enflasyon riski uzak görünüyordu. Birçoğu için, maliye ve para politikasının daha genişleyici uygulamaları arzu edilir görünüyordu.

Sorunu büyüten, faiz oranlarının sıfıra yakın veya sıfır seviyesinde oluşuyla beraber geleneksel para politikası araçlarının artık fazla kullanılmamasıydı. Talebi desteklemek için, Fed ve diğer merkez bankaları muazzam bir ölçekte tahvil alımına başvurmak zorunda kaldılar ki bu, para ve (daha açık bir şekilde politik) maliye politikaları arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran bir tercihti.

Aslında, 2008’den sonra merkez bankaları bir ikilemle karşı karşıya kaldı. Onlar ya geleneksel alanda kalarak ekonomilerinin durgunlaşmasına izin vermekle suçlanacaklardı ya da cesur adımlarla mali ve politik alana yaklaşacaklardı  İkinciyi tercih ettiler. Şimdi yaşanan koronavirüs krizi onları bu çizginin çok daha ötesine itecektir.

Şimdiye kadar, Fed, Kongre veya idareden çok daha sorunsuz pandemiye hızlı ve kapsamlı bir şekilde cevap verdi.  Tam bir iyi teknokrat enerji ve uzmanlık gösterimi sergiledi.

Politika faiz oranını %0 ila %0,25 arasında düşürdü ve “ekonominin son olayları atlattığından emin olana kadar” oranların süresiz olarak düşük kalacağına söz verdi. Yeni bir açık uçlu tahvil alım programı açıkladı ve buna uygun menkul kıymetler yelpazesini genişletti. Bazı yasal gereklilikleri hafifletti. 2008 yılında yaşanan çöküşten sonra bankaları, finansal piyasaları, kurumsal borçluları ve hane halklarını desteklemek için geliştirilen kredi programlarını canlandırdı ve genişletti. Mali baskı altındaki eyaletlere ve şehirlere yardım etmek için harekete geçti. Geçen hafta, bankalar tarafından küçük ve orta ölçekli şirketlere verilen nitelikli kredilerin %95’ini satın alacak olan 600 milyar dolarlık yeni bir Ana Sokak Kredisi Programı (Main Street Lending Program) açıkladı.

Dikkat çekici ölçeklerine rağmen, bu önlemler hala apolitik şablona sokulabilirler. Ekonomiye kredi akışını sürdürürken finansal piyasaları ayakta tutmak ve işletmek için teknik girişimler olarak görülebilirler. Gerçi, yenilenen tahvil alımları kısmi bir istisna çünkü politik sınırı test eder nitelikte. Ancak çok ciddi bir şekilde değil, çünkü gerektiği gibi hem yaygın olarak görülmekte hem de 2008 deneyimi sonrası herkes için tanıdık.

Henüz yeni başlayan mali müdahalelerin büyüklüğü nedeniyle Fed’in yeni siyasi sorunu daha sonra ortaya çıkacak. Trump kısa süre önce, pandemiye tepki olarak daha alınan birleşik önlemlerin yaklaşık yarım trilyondan fazlası kadar 2 trilyon dolarlık yeni harcama öneren bir teşvik tasarısı imzaladı. Ve bu şimdiden yeterli olmayacak gibi görünüyor. Şans yardım ederse, koronavirüs acil durumu birkaç ay içinde sona erebilir ve sonraki iyileşme de güçlü olabilir, ancak kısa vadede ekonomi dramatik bir şekilde küçülecektir.

Tecrit politikası, ekonominin şimdiye kadar yaşadığı en büyük kısa vadeli düşüşe neden olacak ve daha sonraki toparlanmanın hızını tahmin etmek zor. İşten çıkarılan milyonlarca işçiyi korumak için kamu harcamalarının artması gerektiği görüşüne göre, yeni yardım tasarısındaki harcamalar tam kapsamlı olamayacak. Kongre daha ileri tedbirleri tartışıyor. Daha sonra, salgın kontrol altına alındıktan sonra toparlanmayı desteklemek için ek kamu harcamaları gerekecek ve zaten artan harcamaların maliyetini karşılamak için vergi artışlarının ertelenmesi gerekecek. 2008 yılındaki durgunluktan sonra ve salgından önce, net ABD kamu borcu gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 38’inden yüzde 79’a yükselmişti. Önümüzdeki yıl ve belki de ötesinde, yeniden yükselecek.

Politika terimleriyle, bu aynı durumun sadece daha fazlası olmayacak çünkü bu sefer kamu harcamaları hepsini yapmak zorunda kalacak. Kısa vadeli faiz oranları hâlihazırda sıfırlandığında, geleneksel para politikası yeni makroekonomik destek sağlayamaz. Kantitatif gevşeme devam edebilir, ancak tahvil alımının daha düşük uzun vadeli oranlarla hedeflenen kanal üzerinden çalışması için sınırlı bir kapsam var, çünkü o tarafta da faiz çok düşük. 2008’den beri öğrenilen derslerden biri, miktarsal genişlemenin (QE) azalan getirilere maruz kaldığı gerçeği.

Dolayısıyla asıl soru, borç verenler ek kamu borcunun hızlı ve potansiyel olarak belirsiz bir şekilde verilmesinden korkmadan kamu borçlanmasının ne kadar genişleyebileceğidir. Bununla yakından ilgili bir soru daha var: Merkez bankaları ne kadar süre kantitatif genişlemelerinin geçici bir yöntem olduğu konusunda ısrar edebilirler, tahvil alımlarının zamanında gerçekleşeceğini ve bu nedenle vergi mükelleflerinin er ya da geç hükümetin borçlarına hizmet etmesi gerektiği konusunda ısrar edebilirler?

Bu duruşun korunmasının – diğer bir deyişle para politikasının maliye politikasından farklı olduğunu hâlâ iddia etmenin alternatifi, merkez bankalarının kamu borcundaki artışı silmesi ve gerekli kamu harcamalarını doğrudan finanse etmek olacak. Pandemi sayesinde, para ve maliye politikasını tamamen birleştiren parasal finansmanı yönlendirmek mümkün ve hatta belki de olası.

Bu, “helikopter para” teriminin önerdiğinden çok daha az dramayı içeren çeşitli şekillerde yapılabilir. Muhasebe açısından en basit olanı, merkez bankası tarafından alınan bazı tahvillerin bundan sonra faizsiz ve geri alınamaz olacağını açıklamak.  Böylece tahvil alımları tarafından sağlanan parasal genişleme kalıcı hale dönüşecek ve hükümetin borç-hizmet maliyetlerini karşılamak için gelecekteki vergilerin artması gerekmeyecek.

Mali ve parasal genişlemeye yönelik bu yaklaşımdaki en önemli risk hiç kuşkusuz enflasyon. Ancak, söz konusu genişlemenin ölçeğini makul bir şekilde sınırlandırarak tehlikenin önlenebileceğini varsayalım. Ölçeğe bakılmaksızın diğer risk, bir hükümet ve bir merkez bankası arasında bu kadar yakın işbirliği gerektirmesi, ikisi arasındaki önemli ayrımın kamu borcunun bir kısmı ile birlikte yok olması.

Bu uygulamada merkez bankası tamamen pasif hale gelir ve hükümetin gerekli olduğuna inandığı her türlü kamu borcunu finanse eder; veya en azından, gerekli parasal ve mali müdahalenin büyüklüğünü tasarlamada hükümetin ortağı olur. İlk durumda, para politikasında artık söz hakkı yoktur; ikincisinde, siyasal mücadelenin üstünde kalması mümkün olmayacak hale gelir.

Her iki durumda da, merkez bankası bağımsızlığı sona erdi ve pandemi sonrası yeni merkez bankacılığı dönemi başlamış olacak.

Bloomberg Opinion – Clive Crook